Yazılar

Bağımlı Olmak

• Kayıt edilenler: 474


Photoshop

Evet fotoğraf işleme programlarına bağımlı olmak.

Fotoğraf işlemek mi yoksa yapmak mı?!?!? Çok teferruatlı bir konu olduğu kesin ama şöyle bi etrafında dönüp 2-3 satırda düşüncelerimi yazmak istiyorum.

Dudak tiryakiliğinden farksız bir hale gelmeye başladı fotoğafları işlemeye çalışmak. Her fotoğrafı mutlaka ama mutlaka ellemeliyiz, kesmeliyiz, renkleri ile oynamalıyız, pozlamasını düzeltmeliyiz, bazı kısımları yok etmeliyiz, içinden bi seçki almalıyız. Yani fotoğrafın ilgiye ihtiyacı var. En azından bize göre öyle. Makinede iken bitirmektense masa başında bitirmek daha önemli hale gelmiş durumda. Büyük savaşlar masabaşında kazanılır belki ama savaşın asıl kazanıldığı yer de muharebe meydanıdır galiba.

İşi masa başında bitirmenin sanırım bazı dez ajantajları var. Polemik yaratmaktan uzak, fotoğraf işleme programları fotoğrafçıların kimliğini oluşturmasına önemli derecede engel olduğunu düşnüyorum. Fotoğrafı şekilden şekile, fikirden fikre çok rahat bürünebiliyor. Hiç olmadığı halde fazladan bokehler, veya aşırı kesinlikler, çok temiz çevreler, hiç olmayan renkler, pürüzsüz siyahbeyaz karaktersiz fotoğraflar ve diğerleri…

O kadar içimize işlemiş ki fotoğrafa masa başında bişeyler katmak. Hep orasını düşünerek hareket ediyoruz. Açığımızı kapatacak bir sürü etmenin peşindeyiz. Bilmiyorsak bile araştırıyoruz, arıyoruz, bişeyler yapıyoruz. En sonunda da elde ettiğimiz şeye fotoğraf diyoruz. Bi önceki ile hiç bir bağı alakası olmayan ve bir sonrakine asla benzemeyecek. Aslında biraz eskiye gidip filmli makineleri düşünsek. Çıkan sonuçlar filmin verebildiği limitler içinde. Renkler veya grenler filmin özelliği içerisinde.

Ama dijitalde iş biraz farklı. Az önce SB’de gebermiş bir fotomuz varken, az sonra sature dansları eden bir şaklabanımız oluyor. Bu kadar hızlı değişimde fotoğraf üretemeyeceğimizi düşünerek yazıyorum bunları. Zira bende fotoğraflarımı işleme kısmını mutlaka düşünerek çekenlerdenim. Bunu da “Raw Versus Jpeg” adlı yazımda dile getirdim. Ama çektiğim fotoğrafın dahil olduğu projenin fikri dışına çıkmamaya çalışıyorum. Genelde de işlemlerin hemen hemen hepsi belirli bi çerçevenin dışına çıkmamakta. Zaten işlemeden kastım, fotoğrafı nasıl kurtarırım konusunda.

Keşke o işlemleri direk makineden çıkarken yapabilecek bir düzenek yazılım veya herneyse olsa da bilgisayar başındaki süremiz oldukça azalsa diye düşünürken Canon’un Picture Style hikayesi ile tanıştım. Hatta bayağı içli dışlı oldum. Kendi Picture Sytle’ımı yazmaya çalıştım. Bununla uğraşırken renkleri en başından bi kere daha tanıma öğrenme fırsatım oldu. Ama her baba yiğidin harcı değilmiş onu anladım. Bir yere kadar getirip istediğimi tam elde edemeyince ufak çaplı bir jubile ile kenara koydum. Ama yine de lazım. Hala aklımda. Arasıra açıp sağını solunu inceliyorum. Daha sonra bunun ile ilgili düşüncelerimi paylaşacağım.

Konunun özüne gelirsek fotoğraf ile ilgil nasıl dijital çılgınlık yaşıyorsak, programsal çılgınlıkta yaşamaya tam gaz devam ediyoruz. Ne olup bittiğini bilmeden, habire fotoğrafımıza karakter veya saygınlık kazandırmaya çalışıyoruz. Hatta fotoğrafları daha fazla işlemek için daha üst model makineler alıyoruz. Bilgisayar başında daha çok zaman geçiriyoruz.

Ama bişeyi atlıyoruz sanırım. Bu kadar bağlandığımız düzenleme ve fotoğraf programları bizi bir adım ileri götürmüyor. Olduğumuz yerde saymaya devam. Ama rahatsız mıyız?!?! Kesinlikle hayır. Bİr kaç yazı önce gelen bir yorumda çevre faktöründen bahsedeiliyordu. Aynı şekilde bize dayatılan fotoğraf fikri de bu düzenleme oynama veya adı her ne ise, fotoğrafa olan saygı ve olması gerekenleri dayatıyor. Bizde buna başkaldırmaktan öte daha çok sayıyor ve benimsiyoruz.

Belki hepimizin masa başı karakteri var. Uygun işleme programları ve o programların uygun eklentileri vs vs.. e sonuçları olarakta fotoğrafları var. Bazen onlara ne kadar fotoğraf demek doğru bilemiyorum.

Koz burada fotoğraf işlemek belki ama biz sürekli kozu ilk baş kullanıyoruz.

4 tavsiye eden
0 yorum
74 izleme
bookmark icon

Yorum yaz..

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir